Kritik Menbiç Anlaşması

Kritik Menbiç anlaşması

Nasıl ki 102 sene önce meşhur Sykes-Picot Anlaşması’yla Ortadoğu’nun bugünkü sınırları çizildiyse… Bugünlerde de sınırlar yeniden sınanıyor. Irak ve Suriye hayatta kalma mücadelesi verirken, yeni bir düzenin alarm zilleri çalıyor. Dahası, sınırlarımız boyunca oluşturulan terör koridoru, Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana Türkiye’nin en büyük beka sorununu oluşturuyor.

Neden Menbiç?

İşte tam da bu tehdit sebebiyle, Türkiye son iki senedir askeri olarak “sorunu kaynağında yok etme” mantığı ile hareket ediyor. Yani PKK varlığını artık yalnızca kuzey Irak’ta değil, kuzey Suriye’de de hedef alıyor. Zaten Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının hedefi de hudut boyunca uzanan bir terör koridorunu engellemekti.

Malum, PKK bağlantılı YPG’nin kuzey Suriye’de maksadı, Fırat’ın doğusundaki Cezire ve Kobani kantonlarıyla, batısındaki Afrin kantonunu birleştirmek, böylece Doğu Akdeniz’e ulaşmaktı. Ama Türkiye bu iki harekatla Fırat’ın batısından YPG’yi atarak bu iki hattın birleşmesini engelledi. Bir istisna hariç! Batıda temizlenmesi gereken yalnızca Menbiç kaldı.

Dolayısıyla, YPG’nin 2016’dan beri elinde tuttuğu Menbiç, bu taktiğin tam maksadına ulaşması için son derece kritik. ABD de zaten bu yüzden -Türkiye’yle pazarlıklarda elini kuvvetlendirmek için- Menbiç kartını elinde tutuyordu. Başkan Obama’nın “Menbiç’i boşaltacağız” sözünden bu yana senelerdir  bu durum sürüyordu. Şimdi ABD ile bu uzlaşmaya varılmış olması, ciddi bir mihenk taşı.

Yol haritası

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’de mevkidaşı ile görüştükten sonra dün açıkladığı gibi, sonunda YPG buradan çekiliyor. 90 gün içerisinde buradaki 5.000 civarı YPG’linin Fırat’ın doğusuna geçmesi öngörülüyor. Bu bölgedeyse 70 bin civarı YPG’li olduğu tahmin ediliyor.

Çavuşoğlu’nun ifade ettiği gibi, Ankara’nın hedefinde şimdi bu bölge var. Ancak Suriye petrol kaynaklarının yüzde 70’i burda olduğu için, ABD’nin bu bölgede YPG’ye verdiği desteği kesmesi kısa vadede beklenmiyor. Bu durumda izlenebilecek en akıllıca yol ise, herhalde Şam rejimi ile YPG’ye karşı iş birliği yapmak olacaktır.

Ne var ki Ankara şu an o noktada değil. Bu bölgeye yönelik stratejiyi belirlemek için önce Esad rejiminin YPG’ye karşı tutumunun belirginleşmesi gerekiyor. Zira Esad’dan birgün “YPG yurt hainidir, ona karşı askeri güç kullanabiliriz” açıklaması geliyor. Ertesi gün YPG ile petrol paylaşımı konusunda uzlaştığı bilgisi sızıyor.

Kuzey Irak tamamlıyor

Kuzey Suriye’deki stratejiyi tamamlamak için kuzey Irak’ta da Türk ordusunun faaliyetleri artmış durumda. Çünkü YPG hem lojistik ve eğitim desteğini Kandil’den alıyor. Hem de yönetim kademesi Kandil’den geliyor. Sabri Ok’un PKK’nın Suriye sorumlusu oluşu bunun en iyi göstergesi. Mart ayının ilk günlerinde Kandil etraflı faaliyet bu yüzden arttırıldı. Hem teröristlerin bu bölgeden Türkiye’ye geliş güzergahını Türk birlikleri kapattı. Hem de sınırda mayın temizliği hızlandırıldı. Kandil harekatının başlamasıysa an meselesi.

 

ABD’nin Ankara’ya “YPG’yi PKK’dan ayıracağız” sözü verdiği de son zamanlarda yazılıp çiziliyor. Ankara bunu “ağıza bal çalma” taktiği olarak görüyor ve ciddiye almıyor. Özellikle de Afrin’de ele geçirilen YPG’lilerin PKK bağlantıları ile ilgili verdikleri ifadelerden sonra. Geçtiğimiz şubat ayında Ankara Çukurambar’da meydana gelen patlamayı bir YPG’linin yaptığı anımsanınca, ABD’nin taktiği gülünç kaçıyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.