Kalın’dan Suriye ile ilgili çok önemli açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın İstanbul’da yapılan 4’lü Suriye toplantısı sonrasında açıklama yaptı. Kalın, Rusya’nın insani koridor açıklamasını değerlendirdi.İbrahim Kalın'dan önemli açıklamalar

Türkiye, Fransa, Almanya ve Rusya’nın temsilcilerinin katıldığı Suriye konulu dörtlü zirve için hazırlık toplantısı İstanbul’da yapıldı. 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ev sahipliğinde Dolmabahçe Sarayı çalışma ofisinde düzenlenen toplantı saat 14.00’da başladı ve yaklaşık 4 saat sürdü. Rusya’yı Devlet Başkanı Vladimir Putin’in baş danışmanı Yuri Ushakov, Almanya’yı Başbakanı Angela Merkel’in ulusal güvenlik danışmanı Jan Hecker ve  Fransa’yı Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un diplomasi baş danışmanı Philippe Etienne’nin katıldığı toplantının arkasından İbrahim Kalın açıklamalarda bulundu. 

Kalın, toplantıda Suriye merkezli müzakerelerin olduğunu belirterek, “İdlib’te son dönemde yaşananları ayrıntılı bir şekilde ele aldık. İdlib hassasiyetini korumaya devam ediyor. Bu konuda anlaşma söz konusu. Özellikle İdlib’e yapılacak bir saldırının sonuçlarının çok ağır olacağı, hem insani krizlere yol açacağı hem yeni bir göç dalgasına neden olacağı, hem de devam etmekte olan siyasi süreçleri dinamitleyeceğine dair genel bir anlaşma var. Felaketi engellemeye dönük ne tür adımlar atabiliriz, bunları değerlendirme olanağımız oldu. Herkesin ortak düşüncesi çözümün askeri değil siyasi olması. Birleşmiş Milletler çatısı altında devam eden Cenevre sürecinin desteklenmesi, Astana platformunun desteklenmesi ve devam eden başka inisiyatifler var bunların da Cenevre sürecine tanzim edilmesi konusunda genel fikir birliği oluştu” dedi. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN PUTİN İLE GÖRÜŞECEK

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pazartesi günü Soçi’ye yapacağı ziyaret ve Putin ile yapacağı görüşmeye ilgi çekerek, “Bu konu öncelik almış durumda. Bunu aslında daha ileri bir tarihte yapacaktık ama pazartesi olması daha iyi. Geçen hafta Tahran’da, Sayın Cumhurbaşkanımız, İdlib’e yönelik yeni bir saldırı olmaması için çok yoğun gayret göstermişti. Bu çabanın devamı olarak biz bugünkü toplantıyı gerçekleştirdik. Pazartesi de bu müzakerelerimiz devam edecek. Bizim orda 12 adet gözlem noktamız var. Askerlerimizin güvenliği açısından da İdlib’teki insani durumun kontrol altında tutulması açısından da, mevcut statünün korunması önem arz ediyor. Biz Türkiye olarak da bu görüşümüzü ifade ettik” şeklinde konuştu.  

“AVRUPA’YA UZANAN YENİ BİR KRİZLER SİLSİLESİNİN DOĞMASINA YOL AÇABİLİR”

“İdlib’in belli yerlerinde ortaya çıkan güvenlik tehlikelerinin izole edilmesi de önem arz ediyor” diyen Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kalın, “O konuda Türkiye üstüne düşeni yapmaya hazır olduğunu zaten ifade etti. Ruslarla teknik heyetler seviyesindeki görüşmelerde. Yeni bir göç dalgası kuşkusuz sadece Türkiye’nin yükü olmayacaktır. Buradan Avrupa’ya uzanan yeni bir krizler silsilesini doğmasına yol açabilir. Dolayısı ile bunu hiç kimse arzu etmiyor. Fakat bunun nasıl önleneceğine dair bir mekanizmanın da geliştirilmesi gerekiyor. Dolayısı ile bu toplantıda ağırlıklı olarak bu konuları ele aldık. Mültecilerin geri dönmesi, Suriye’nin yeniden inşa edilmesi gibi konular da tabii ki ileriki aşamalarda konuşulacak ama şu anda mevcut çatışmalar devam ederken ve bir siyasi çözüm süreci halen hayata geçmemişken, bunların biraz erken olacağına dair de bir genel kanaat var. Burada siyasi çözümü önceleyen, özellikle Anayasa komisyonu çalışmalarının da belli bir noktaya gelmesini hedefleyen bir takvim üstünde genel manada mutabık kalındı. Zirve ile ilgili olarak da heyetler bu zirvenin sonuçlarını alacaklar, liderlerine arz edecekler. Ondan sonra da bir genel değerlendirme yapıldıktan sonra da zirvenin tarihi, yeri, gündemi ile ilgili nihai karar o aşamada verilmiş olacak” şeklinde konuştu.

“MÜLTECİLERİN GERİ DÖNEBİLMESİ İÇİN BELLİ ŞARTLARIN SAĞLANMASI GEREKİYOR”

Kalın, “Lavrov’un ‘İdlib’te teröristleri vurmaya devam edeceğiz. İnsani bir koridordan da dile getirti. Bu daha önce konuşulmuş bir tavsiye miydi, Türkiye’nin bakışı nedir? İnsani koridor açılırsa ılımlı muhaliflerin çıkarılması gibi bir durum bahis konusu olur mu?” şeklindeki soruya ise, şu şekilde yanıt verdi:

“Suriye krizinin başından beri bu konu vakit zaman gündeme getirildi. Daha önce bir takım insani ve yardım koridorları da oluşturuldu. Bunların sağlıklı işleyebilmesi özellikle de mültecilerin de geri dönebilmesi için belli şartların sağlanması gerekiyor. Özellikle güvenlik noktasında. Hiçbir Suriyeli sığınmacı dünyanın neresinde olursa olsun güvenliği garanti altına alınmadan yerine, köyüne ve kasabasına dönmez. Bunun güzel bir örneği Cerablus-El Bab’da Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde gördük. Türkiye o bölgeyi DEAŞ’tan temizledikten sonra, orda biliyorsunuz 3 binden fazla DEAŞ’lıyı tesirsiz hale getirdik. 160 binden fazla insan o bölgeye Cerablus-El Bab bölgesine geri döndü. Şu anda orada tam bir güven ve huzur ortamı var. Başka bölgelere dönmüyorlar. Dönmek istemiyorlar. Çünkü orada çatışma ve güvenlik yok.”

“SURİYELİ VEYA BAŞKA BİR MÜLTECİYİ ZORLA BAŞKA BİR YERE GÖNDERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

PYD/YPG’nin kontrolünde olan bölgelere mültecilerin dönmek istemediğine dikkati çeken Kalın, “Çünkü kendi köyü ve kasabası olduğu halde orda başka baskılara maruz kalacağını biliyor. PYD/YPG ordaki Arap aşiretlerinin, ayrıca Süryanilerin, Asurilerin, Aramilerin çocuklarını kaçırıyor, terörist haline getiriyor. Bunlara karşı da tepki olarak dönmek istemiyorlar. İnsani ve uluslar arası hukuk açısında da Suriyeli ya da başka bir mülteciyi zorla başka bir yere göndermemiz de bahis konusu değil. Cumhurbaşkanımızın açık kapı politikası sonucunda hiç bir ayrım yapmadan ülkemize aldık. Oradaki çatışma tamamiyle bitmeden, güvenlik ortamı sağlanmadan, bunları konuşmak halen erken. Bugünkü müzakerelerde de biz bunu değerlendirdik. Cumhurbaşkanımız da Tahran’daki konuşmasında bu konuya değinmişti. Nihai olarak biz mültecilerin kendi yerlerine, köylerine, kasabalarına, kentlerine dönmelerini istiyoruz. Bunun şartlarının oluşması gerekiyor. Bunun için de herkesin el birliği ile çalışması gerekiyor. O yüzden şu süreçte Cumhurbaşkanımız’ın pazartesi Soçi’ye yapacağı ziyaret, sonrasındaki girişimler büyük önem arz ediyor. Bu konunun tüm yükünü Türkiye’nin omuzlarına yıkmak ne doğrudur ne de adildir” dedi. 

“LİDERLERDEN BEKLENTİMİZ BURADA TÜRKİYE’YE DESTEK VERMELERİ”

“Ateşkes konusunda Türkiye’nin tavsiye ettiği formül var mı?” şeklindeki soruyu yanıtlayan Kalın, “Bu konuda teknik heyetlerin bir çalışması var. Arkadaşlarımız bir müddettir bunu çalışıyorlar zaten. Bunun bir zamana da ihtiyacı var. Bunun çok kolay bir süreç olmadığını tahmin edebilirsiniz. İdlib gibi bölgeye, yaklaşık 6 bin 400 kilometrekarelik bir alana 3,5 milyon insan sıkışmış durumda. Normalde İdlib’in nüfusu 1,7-1,8 milyon iken Halep’ten Doğu Guta’dan başka yerlerden gelen göçlerle, IDP dedikleri içeriden yerlerinden edilmiş insanların da gelmesi ile oranın nüfusu 2 katına çıktı. Bu çok kolay birşey değil. Bununla alakalı teknik heyetlerimiz görüşmelerini devam ettiriyorlar. Onlara bu zamanın tanınması gerekiyor. Başta da ifade ettiğim gibi ordan neşet edebilecek güvenlik tehlikelerini ortadan kaldırma konusunda Türkiye üstüne düşeni kuşkusuz yapacaktır. Bu gerekçe ile İdlib’in bombalanması, sivillerin ve muhaliflerin hedef haline getirilmesi kabul edilemez. Bunun yaratacağı sonuçları hepimiz biliyoruz. Cumhurbaşkanımızın girişimleri de bu yönde devam edecek. Bizim uluslar arası toplumdan ve liderlerden beklentimiz de burda Türkiye’ye daha açık ve net destek vermeleri. Sadece şifahi destek değil. Sürecin bu şekilde bir krizin önlenmesi sağlayacak aşamaya gelmesi için bir takım çabalar göstermeleri gerekiyor. Zaman konusu operasyonel bir detay. Şu anda kestirmek çok kolay değil. Nüfusun yoğun olduğu meskun mahallerden bahsediyoruz. Oralarda bu çalışma yapıldığı vakit zaten görülecek. Güvenlik riskinin ortaya çıkmaması için ne bize karşı ne ordaki sivillere karşı ne de başka unsurlara karşı. Böyle bir saldırı durumunda orada kırılgan olan süreç çok daha içerisinden çıkılmaz hale gelecektir. Dolayısı ile önümüzdeki günlerde bu süreci takip edeceğiz. Pazartesi Soçi’de Cumhurbaşkanımızın Putin’le yapacağı görüşme önem arz ediyor. Bizim beklentimiz İdlib’te mevcut statünün şu hali ile korunması. Sivillerin korunması. Bir insani krizin çıkmaması. Temaslarımız da yoğun bir şekilde devam edecek”” şeklinde konuştu.

ABD’DEKİ BM ZİRVESİ 

Kalın, bir başka gazetecinin “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’ye gidecek, bu konuyu da orda gündeme getirecek mi?” sorusuna, “BM’de Cumhurbaşkanımız tabi bu konuyu genel kurulda yapacağı konuşmada gündeme getirecek hem de bir çok ikili teması olacak. Oradaki görüşmelerinde de dile getirecek. haftanın ilk günü yapılacak görüşmeye tekrar atıfta bulunmak istiyorum. O önemli bir sonuç de doğurabilir. Herkesi rahatlatabilir. Tabii şimdiden birşey söylemek de istemem. Bir görelim ordaki görüşmeyi ve neticeleri. Ama bizim konudaki diplomatik girişimlerimiz yoğun bir şekilde devam edecek” şeklinde cevapladı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.