Hidroklorik asit nedir? Hidroklorik asidin halk arasındaki ismi nedir?

Hidroklorik asit nedir? Hidroklorik asidin toplum arasındaki adı nedir?
Hidroklorik asit, hidrojen ve klor elementlerinden oluşan, oda sıcaklığı ve normal basınçta sıvı durumunda bulunan kimyevi bir bileşiktir. Ev temizliğinde sık sık kullanılan hidroklorik asidin çamaşır suyuyla birlikte kullanılması zehirlenmelere neden olabilir. Peki, hidroklorik asidin toplum arasındaki adı nedir?

Banyo veya tuvalet fayanslarının temizliği ve parlatılmasında kullanılan tuz ruhudur. Sanayi Devrimi esnasında, endüstrideki önemi keşfedilen asit, önce Leblanc işlemi, sonrasında Solvay işlemiyle sanayi alanında üretilmeye başladı. , tarihte yeni rahatlıkların keşfinde önemli roller üstlendi. Günümüzde PVC’den demir-çeliğe, organik madde üretiminden besin sektörüne kadar aşağı yukarı tüm alanlarda hidroklorik asit kullanılmaktadır.

Hidroklorik asit, sağladığı rahatlıkların yanında, zehirli bir maddedir ve insan dokuları başta olmak üzere pek çok yüzeye büyük tahribat verir. Bu nedenle bu asit ile çalışılırken güvenlik önlemleri en üst düzeyde tutulmalıdır. Asit, toksik olmasının yanında, gözler ve deri için tahriş edicidir, deride yanıklara sebep olmaktadır ve solunum sistemi için tahriş edici özellik taşımaktadır.

HİDROKLİK ASİT TARİHÇESİ

Hidroklorik asit, ilk kere MS 800’lerde Cabir bin Hayyan isimli simyacı tarafından, sofra tuzunun sülfürik asit (“vitriol”) ile karıştırılması ile elde edildi. Cabir, keşfettiklerini derleyerek daha sonraları 20 farklı kitapta topladı. Bu 20 kitap, asırlar boyunca hem simyanın hem de asitlerin temel kitapları arasında yer aldı. Cabir’ın keşiflerinden biri de, hidroklorik asit ve nitrik asitin karışımı ile hazırlanan kral suyudur. Kral suyu, uzun seneler boyunca, simyada önemli bir yer edindi.

Orta Çağ’da hidroklorik asit, Avrupa’da acidum salis ya da tuz ruhu adı ile bilinmekteydi. Türkiye’de de kullanılan tuz ruhu tabiri bugün yalnızca temizlik maksatlı alanlarda kullanılır. Yine Avrupa’da kullanılan bir başka kullanım olan muryatik asit terimi, zamanımızda hâlâ kullanılmaktadır. 17. asırda Johann Rudolf Glauber isimli Alman kimyacı, Mannheim işlemi’nde sodyum klorit tuzunu ve sülfürik asiti kullanarak sodyum sülfat ve hidrojen klorür gazı çıkarmayı başardı. İngiliz bilim insanı Joseph Priestley de 1772 senesinde saf hidrojen klorür elde etmeyi başardı. Yine bir başka İngiliz kimyager Humphry Davy, asit özelliğinin hidrojenin varlığından ileri geldiğini saptayarak asitlerle anhidritlerin farklı olduğu sonucuna vardı.

Sanayi Devrimi sürecinde, sodyum karbonat (soda) gibi alkaliler ve yan ürünlerine olan isteğin sonucu Nicolas Leblanc adındaki Fransız kimyacı, bu alandaki endüstri dalları için girişimde bulundu. Leblanc işlemine göre kireç taşı, kömür ve sülfürik asit kullanarak tuzun alkali olabileceği bahis konusuydu. 1863’teki Alkali Yasası’na ve başka Avrupa ülkelerindeki bilim insanlarınca ilan edilen benzer yasalara göre, tepkimeye giren aşırı hidrojen klorür, havaya karışmaktaydı.

20. asırın başında Leblanc işlemi, yerini hidroklorik asit yan ürünleri olmaksızın Solvay işlemi’ne bıraktı. Bu işlem, Leblanc işlemine göre çok daha ucuz ve çok daha kolay elde edilebilir bir yöntemdi. Başta 20. asırdaki endüstri dallarında görülen aşırı talep artışı olmak üzere, zamanla hidroklorik asit, endüstrinin bir çok alanında önemli yer edinmeye başladı. 1988’den beri hidroklorik asit, Birleşmiş Milletler’in Narkotik örgütleri tarafından 2. Tablo göstergeci olarak, narkotik teşhislerinde kullanılmaktadır.

 

Favori Sosyal Medya Hesabın Hangisi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.