Kredi faizleri 9.5 yılın zirvesinde

Kredi faizleri 9.5 yılın zirvesinde

Küresel piyasalarda ticaret savaşlarına ilişkin tehlikeler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artışları gelişmekte olan ülke merkez bankalarının da sıkı para politikası uygulamasını beraberinde getirdi.

Bu gelişmelerin yanı sıra yurt içerisinde enflasyonun yüzde 10’un üstünde kalması ve döviz kurlarındaki sert hareketler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ilave sıkılaştırmaya gitmesine neden oldu.

TCMB, 23 Mayıs’ta borç verme faiz oranı 300 baz puan arttırarak yüzde 13.5’ten yüzde 16.5’e yükseltirken, 28 Mayıs’ta da para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin sadeleşme sürecini tamamladı. Merkez Bankası, bu doğrultuda bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını siyaset faizi olarak belirledi. Banka 7 Haziran’da siyaset faizini 125 baz puan arttırarak yüzde 17.75’e yükseltti.

Artışta hem gelişmiş ülkelerde devam eden mali koşulların sıkılaşması hem emtia fiyatlarındaki artış hem de yurt içerisindeki gelişmeleri öne çıkan faktörler olarak gösterildi. Küresel piyasalarda Fed’in senenin geri kalanında iki kez daha faiz artışı yapacağı tahmini ağırlığını korurken, yurt içerisinde de enflasyon gelişmelerine bağlı olarak sıkı duruşun süreceği öngörülüyor.

İHTİYAÇ KREDİ FAİZ ORANI 2009’DAN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYEDE

 TCMB verilerine göre, kredi ve mevduat faizlerinde son iki yıldan bu yana yükseliş trendi devam ederken, özellikle Merkez Bankası’nın mayıs ve haziran ayındaki faiz artışları da kredi ve mevduat faizlerine yansıdı.

2017 sene sonunda yüzde 19.5 seviyesinde bulunan ortalama ihtiyaç kredi faiz oranı haziran ayının ikinci haftası itibariyle yaklaşık 470 baz puanlık artışla yüzde 24.26’ya ulaştı. İhtiyaç kredi faiz oranı hazirandaki yüzde 24.26’lık değerle Ocak 2009’dan bu yana gördüğü en yüksek düzeyine çıktı.

Bankaların en çok kullandırım yaptığı ticari kredi faiz oranı da bu dönemde yaklaşık 510 baz puanlık artışla yüzde 17.65’ten yüzde 22.74’e yükseldi. Böylece ticari kredi faiz oranı 9.5 senenin zirvesini gördü.

Son altı aylık dönemde kredi türlerinde en çok artış araç kredilerinde yaşandı. Geçen sene sonunda yüzde 13.95 düzeyinde bulunan ortalama araç kredi faiz oranı, haziran ayının ortasında 840 baz puan artış göstererek yüzde 22.37’e ulaştı. Taşıt kredi faiz oranı Ocak 2009’dan bu yana en yüksek düzeyine ulaştı.

Aylık ortalama kredi faizlerine bakıldığında ihtiyaç kredi faiz oranının yüzde 2.02, araç kredi faiz oranının yüzde 1.86, ticari kredi faiz oranının yüzde 1.90 düzeyine çıktığı görülüyor.

MEVDUAT FAİZLERİ YÜZDE 19’A YAKLAŞTI

Sektöründe kredi/mevduat oranının yüzde 120’leri aşması, yurtdışı fon maliyetinin yükselmesi gibi faktörler bankaları fon toplama yarışına girmesine neden oldu. Türk bankacılık sektörünün sendikasyon kredilerini yenileme oranı yüzde 110’u üstüne çıktı. Yurt içerisinde de enflasyonun çift hanede olması ve döviz kurundaki yüksek seviye tasarruf sahiplerini mevduata daha yüksek faiz talep etmeye yöneltti.

Bankalar fon kullandırımı için hem yurtdışından hem de yurt içerisinden kaynak temini konusunda yoğun çalışma içerisinde bulunuyor. Yurt içerisinde özellikle bazı küçük ve orta ölçekli bankalar, fon bulma konusunda mevduat yarışına girdiği görülüyor. Hoşgeldin faizi, bazı meslek gruplarına özel mevduat oranları gibi kampanyalarla tasarruf sahiplerine yüksek mevduat faizi veriliyor.

Geçen sene sonunda 1 ve 3 ay vadeli mevduata uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı sırası ile yüzde 11.22 ve yüzde 13.85 düzeyinde bulunuyordu. Son 6 aylık dönemde mevduat faiz oranları 1 ay vadeli mevduatta 300 baz puan artarak 14.25’e yükseldi. Aynı dönemde 3 ay vadeli hesap da 255 baz puanlık artışla yüzde 16.40’a ulaştı.

Fon bulma yarışın sebebiyle sektörde mevduat faizlerinin bazı bankalarda yüzde 19’a yaklaştığı görülüyor.

‘TL VE KREDİ FAİZLERİNDE ANLAMLI BİR İYİLEŞME BEKLEMİYORUM’

Turkey Macro View Consulting Yönetici Direktörü ve Ekonomist İnan Sözer, enflasyonun yükselişinin sürmesi sebebiyle faizlerdeki yükselişin bir süre daha devamının beklenebileceğini ifade etti.

Küresel çapta riskten kaçışa karşın seçimden sonra Türkiye’de ekonomi politikalarında rasyonaliteye dönüş ümidi ile ‘bekle-gör’ politikasının hakim olduğunu ifade eden Sözer, “Maliye politikasında sahip olunan manevra alanı sürdürülebilir büyümeyi önceleyecek şekilde kullanılırsa, dış politikada öngörülebilirlik artarsa TL cinsi varlıklar için daha olumlu beklentiler ve faizlerde düşüşler gündeme gelebilir. Mevcut konjonktürde yatırımcı algısını renove edecek siyaset aksiyonları gelene kadar, reel olarak 2001 sonbaharından beri en zayıf düzeyine inmesine ve görece sıkı para politikasına rağmen, TL’de ve kredi-mevduat faizlerinde manalı bir iyileşme beklemiyorum” şeklinde konuştu.

Favori Sosyal Medya Hesabın Hangisi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.